Sunday, December 25, 2011
Saturday, December 24, 2011
Bagels in NYC
Friday, December 23, 2011
Ruby
Hot Sauces Store
www.kalustyans.com
123 Lexington Ave NY 10016
Thursday, November 24, 2011
Sipsak Yemekler Serisi : Sulu Kofte
Evsen'den fikri ve tarifi aldigim gunden beri 3 kez pisirdim afiyetle yedik.
Gecen haftasonu da kofteleri minik minik yuvarlayip buzluga attim (fikir yine Evsen'den)
Boylece haftaici aksamlari bizi kurtaracak sipsak yemeklerimizden ilki hazir oldu.
Buzluga attigim minik kofteleri yaptigim tarifi veriyorum, baya baya 3 pisirimlik oluyor, iki kisi oldugunuzu farzediyorum tabi :)
Kofteler icin:
Yarim kilo kiyma
1 adet sogan / rendesi makbul
1 kahve fincani pirinc
1 kahve fincani ince bulgur (Anneciimin tavsiyesi)
1 yumurtanin aki
Yarim demet maydonoz
Tuz, karabiber ve diger sevdiginiz baharatlar
Akabinde ve detayinda eklenecekler
1 adet orta boy patates
Isterseniz yarim su bardagi bezelye, maksat renk olsun
Suyu icin
1 yemek kasigi yag
2 yemek kasigi salca
Kafaniza gore su (burda tencerenin boyutu, yemegin suyunu ne kadar sevdiginiz devreye giriyor, ben 6 bardak su koydum)
Terbiyesiz seyler yemem diyorsaniz
1 yumurtanin sarisi
Yarim limon
Simdi gelelim tarifime. Once yarim kilo kiymayi koydum bi kabin icine efenim. Uzerine sogani rendeledim, pirinci ve bulguru guzelce kontrol edip yikayip attim icine. Maydonozu ince ince kiydim. Uzerine yumurtanin sarisini kenara alip, akini ilave ettim. Tuz karabiber ve kekik koydum biraz. Yumurtanin aki bi cesit yapistirici etkisi yapiyor, bu malzemelerin hepsini birbirine yapistiriyor. Sarisinin da uzerine yarim limonu sikip kenara ayirdim, sonra terbiyede kullanmak uzere.. Yaklasik 4-5 dakika yogurduktan sonra findik buyuklugunde parcalar koparip tepsiye dizmeye basladim. Ilk tepsi bittiginde buzluga koydum hemen o sekilde, kendi kendilerine donsunlar, sonra posette birbirlerine yapismasinlar diye. Bu esnada unlamak da diger bir yol olabilir. Unun icinde silkelediginizde, iyice una bulanip birbirlerine yapismiyor keratalar.
Ilk tepsidekiler buzluga girdiginde ben ikinci tepsiye basladim. Bu kismi biraz eziyet gibi oluyor, minik minik yuvarla et bilmem ne. Zahmetli is. Ama degiyor soyliyim. Ikinci tepsiyi buzluga koymadan once ilk tepsiyi cikarip tikir tikir olmus minik kofteleri posete koydum, agzini sikica baglayip havasini alip buzluga yeniden yerlestirdim. Ikinci tepsiyi de buzluga koydum.
Ucuncu ve o gun yenilecek olan kofteleri yapmaya basladim hemen. Koftelerin hepsi bittiginde, una buladim ve ekstra unu silkeledim uzerlerinden.
Yemegi pisirecegim tencereye biraz yag koydum, bir yemek kasigi kadar, uzerine salcayi koydum, biraz da tuz. Bunlar eriyip birbirleriyle kardes olduklarinda, kettle'da kaynattigim sudan ilave ettim. Bir tasim kaynamaya biraktim.
O kaynarken, buzlukta titremeye baslamis olan ikinci tepsideki kofteleri de posete koyup buzluga yerlestirdim.
Bir tane patatesi kup kup dogradim. Kaynamis olan salcali suya yavas yavas kofteleri atmaya basladim. Ufak ufak da karistirdim, butun kofteler suya girdikten sonra, dogradigim patatesi ekledim.
Patatesler pisene kadar bekledim, birkac kez de koftelerin tadina baktim ne alemdeler diye.
Hersey pistikten sonra sira terbiyeye geldi.
Terbiyesiz koftelerin yanlarindan ufak ufak limonlu ve yumurta sarili karisimdan dokmeye basladim, ayni anda nasil karistiriyorum ama yemegi oyle boyle degil.
Bir tasim da bu terbiyeyle beraber kaynatip ocaktan aldim. Bitti de gitti. Aha bu kadar da basit. Yazarken daha cok yoruldum diyebilirim.
Buzluktaki kofteler icin yapilacak sey daha basit, eve geliyosun, salcali su yapiosun kaynatiosun kofteleri patatesleri atiosun yine ayni usul. terbiyeyi dokuyosun bitti gitti.
Hadi afiyet olsun pitirciklarim.
Special Thanks to my dear Evsen'ciim.
Thursday, October 13, 2011
Monday, October 10, 2011
Cupcake Madness!



Monday, October 3, 2011
Moules Rules

Yaklasik 2 ay evvel tarif yakinda demisim ama sonra araya kaynamis. Bugun yazayim, mevsimi gecmeden.. Cidden lezzetli ve cok basit bi tarif. O donem diyette oldugumdan yanina patates kizartmasi yapmamistim, ama birbirlerine cok yakisiyorlar. O sekilde denemenizi tavsiye edebilirim.
Marketten, asagida gorulen sekliyle midyeleri aldim. Vakumlu bir kapta satiliyorlar burda. Actiktan sonra en zahmetli is, midyeleri tek tek kontrol etmek. Hala yasiyorlar mi yoksa hakkin rahmetine kavusmuslar mi diye.

Bunu kontrol etmek icin yapmamiz gereken sudur, agzi kapaliysa gayet de yasiyor ve derin uyku halinde demektir. Agzi eger aciksa, sert bir yuzeye tik tik vurup agzini kapiyor mu kapamiyor mu diye check etmek gerekiyor. Bunu bir yemek programinda, TV karsisinda uyuyakalan babaannesine benzetmisti eleman. Agzi acik uyuyor, ama bir sekilde durtuldugunde direk agzini kapatiyor. Yani hala yasiyor. Sacma bir benzetme olabilir tabi oturup babaannemizi yiyecek halimiz yok.
Agizlarini kapamayanlari ve kirik kabuklulari cope atiyoruz. Arada sakalli midyeler de gelecek elinize, onlari da bicakla kesip koparabilirsiniz, hatta elinizle cekince bile kopuyorlar. Onlari da temizlemek lazim.
Butun midyeleri tek tek kontrol etmenin sagligimiz acisindan ciddi faydasi var, hasta olmak istemiyoruz.
Kontrolu biten midyeleri soguk suda beklettim guzel uykularina devam etsinler diye. Pismeden once agizlarini acmasalar daha iyi.
Sonra gelelim sosumuza. Ben burda mariniere dedikleri bir sosu denedim, cok guzeldi.. Sanirim en basit olani da bu. Evde de muhtesem oldu.
Mariniere Sos icin:
Iri kiyim bir tencere
1 yemek kasigi tereyagi
3-4 dal taze sogan, incecik kiyilmis
1 dis sarmisak
Yarim demet maydonoz
1 bardak beyaz sarap
Harli ateste tereyagini erittim, uzerine soganlari attim, biraz kavurup uzerine maydonozlari ve sarmisak eziciyle ezilmis sarmisagi attim. Tuz karabiber ilave ettim ve sarabi uzerine doktum. Cosss sesini duyduktan sonraki kisimda sarap guzel bir tad veriyor sogan ve maydonozlara, alkolu de ucup gidiyor. Kaynamaya basliyor..
Suyun icinde bekleyen midyeleri iyice suzup bu sosun icine attim, ve direk kapagini kapadim.
Arada tencereyi sallayarak 5 dakika pismeye biraktim.
5 dakika sonra tencereyi bir actim, aman tanrim ne goreyim, bizim midyeler "aaaaa" diyerek sasirip kalmislar ve mis gibi pismisler. Muhtesem bir koku yayiliyor mutfaga, bunu da belirtmek istedim.
Agzini acmayanlari yemiyoruz, midyeleri 5 dakikadan fazla pisirmemeye calisiyoruz yoksa lastik gibi olurlar soylemedi demeyin.
Afiyetler olsun!
Thursday, September 22, 2011
Tuesday, September 13, 2011
La Morra

Tatilimizin ilk duragi Italya'nin kuzey batisindaki La Morra'ydi. Genelde Nebbiolo uzumlerinden uretilmis saraplardan tattik. Bir suru sey ogrendik, yedik - ictik - gulduk - eglendik.. Tumay'in ve Cenk'in tavsiyesiyle kaldigimiz pansiyondan da cok memnun kaldik. Onunde ufak bir havuz vardi, cok keyifliydi.. Iki gunde 10 sise sarap icip Cenevre'ye geri donduk :)
Pansiyonun linki : http://www.red-wine.it/
(Ingilizce bilmiyorlar, italyanca veya fransizca bilen birinin aramasi daha iyi olacaktir)
Monday, August 29, 2011
Lorena
Hayatimda bir ilk gerceklesecek cok heyecanliyim. 3 senedir yalniz + evli yasiyorum, ve evin temizligini kevin'le ortaklasa yapiyoruz. Ama sanirim yaslaniyorum, ve artik temizlige ayirdigimiz 1-2 saat bile hayattan caliyormusuz hissi yaratiyor.
Eee yeter diyerek girl power sayesinde 1 gunde hemen Lorena'yi bulduk!! Cuma gunu 10.30'da gelecek, tanisma merasimi ve benim ilk gergin dakikalarimdan sonra kendisini evde birakip ise donucemmm.. Tabi butun heyecanimla arka arkaya sorular sormaktan yorularak google ve yahoo answers'a yoneldim. Ordan biraz bilgiler toparladim, hatuna ne denir, neler yapmasi istenir, neye ihtiyaci olur, ilk seferinde parayi nasil vericem gibi sacma sapan detaylari hatmettim :) ve google translator yardimiyla fransizca soyle bir dokuman hazirladim, olmaz ya hani ihtiyaciniz olursa!
CHOSES Ã FAIRE :
• nettoyer les vitres et les miroirs
• la poussière dans toutes les pièces
• passer l’aspirateur toutes les pièces
• le lavage des sols
• changer les draps / faire le lit
• nettoyage de la salle de bain et w.c.
• frotter la baignoire et toillettes
• nettoyage la cuisine + plaques et four
• nettoyer le balcon de la salle de sejour
PAS FAIRE :
• ne pas ouvrir l’armoire et ne pas nettoyer placards et les commodes
• ne pas faire la lessive et ne pas laver la vaiselle
• ne pas reppaser.
Monday, August 8, 2011
Recel Serisi : Seftali Receli
Gecen hafta Kevin seftali almisti fakat pek hosuma gitmedi tatlari, recel yapilir tam bunlardan dedim. Ama bi yandan da tirsiyorum hani receli de guzel olmazsa diye. Muhtesem oldu :)
Neler koydum icine
1/2 kg seftali
1/2 kg beyaz toz seker
1 damla vanilya ozutu
1/2 limon suyu
1/8 litre su
Seftalilerin kabuklarini soydum ufak ufak dilimledim ay seklinde. Sonra bi tencerenin dibine yaydim bunlari. Ustlerine sekeri doktum. Bir gun oyle bekledi. Ertesi gun isten geldigimde sulanmisti seker. Ustune suyu ve vanilya ozutunu ekledim. Ocagi acip kaynattim. Seftali yumusak oldugu icin parcalanabiliyor, o yuzden cok oyle uzun uzun kaynatmadim. Uzerinde cok hafif kopuk oldu, onu aldim kasikla. Altini kisip limonu doktum ustune. Ocagin altini kapadim, kenara aldim tenceremi. Kapagi acik bi sekilde biraz beklettim. Sonra kavanozlara bosaltip sogumalarini bekledim. Soguduklarinda kapaklarini kapadim ve susledim, voila! Pembesi bize, mavisi Erol'a.
Monday, July 25, 2011
Friday, July 8, 2011
Pogaca
Cenevre'ye tasindigimda yemek yapmayi bile bilmiyordum, ogrendim, hamur isi kismi daha sonra geldi. Maya ve ilik sut karisacak, ama elimi ben bu seyin icine nasil sokcam yaaa diyerek basladigim gunlerden ne hale geldim. Genelde pogaca simit turevi seyleri burda bulmak zor, o yuzden evde yapilmisin da tadi baska geliyor. Asagidaki tarif, basit pogaca tarifi, cok guzel oluyor. Sabah is yerinde kapis kapis gidiyor. Gelsin tarif.
Hamur icin:
1 adet yas maya (42 gr'lik paketlerden)
1 bardak ilik süt
1 bardak ilik su
1 bardak sivi yag (ben sebze yagi kullaniyorum - vegetable oil)
1 cay kasigi seker
4 cay kasigi tuz
1 cay kasigi mahlep (keyfe keder, ben kokusunu seviyorum)
Alabildigi kadar un (dun 5 su bardagi aldi hamur, 4.5 - 5 bardak arasi aliyor)
Ic icin :
1 demet maydonoz
1 kalip beyaz peynir (200 gr)
Once yas mayayi ilik süt ve seker ile erittim. Elimle biraz ovalayinca eriyor maya zaten. Sonra suyu, tuzu ve yagi ekledim. Ayni kabin icine un ve mahlepi eledim. Bu eleme islemini yavas yavas ekleme yontemiyle bir yandan yogurarak yaptim. Biraz sansliyim, elimle yogurmuyorum. Kitchen Aid'e yogurtuyorum hamuru, ara ara aleti durdurarak un-mahlep karisimini ekledim..
Hamur ele yapismayan kulak memesi kivamina gelince ustune nemli bir bez orterek 30 dakika beklettim.
Hamur beklerken, ben de beyaz peyniri rendeleyip ustune de maydonozu dogradim ince ince.
Burda bi is arkadasim aci yiyemedigi icin karabiber vs koyamadim, ama normalde cok da yakisiyor bence.
Neyse ben bu rendelemeyle ugrasirken hamur kabardi 3 katina cikti.
Firini 165 dereceye ayarladim, firin tepsisine yagli kagit dosedim ve minik pogacalar yapmaya basladim. Ama bir de baktim ki elim minik pogaca yapamiyor, hepsi dev gibi oldu!
Sonradan biraz daha kabarip iyice birbirlerine yapistilar ! ! Anladim ki bu olculerle iki tepsi yapmak idealmis, ben bir tepsiye sigdirdim gerci ama aklinizda olsun iki tepsi yapin. Akilli akilli pissinler birbirlerine yapismadan.
Firina atmadan once pogacalari, ustlerine bir yumurta sarisi ve bir tatli kasigi yogurt ile hazirladigim karisimi surdum, ve susam + corek otu serptim. Sekil olsun diye.
Firina attigim pogacalarin ustleri pembelesinceye kadar pisirdim.
Mahlep sayesinde inanilmaz bir koku yayildi butun eve..
10 numara pogaca oldu, pisirin yiyin hadi bakim.
Monday, June 20, 2011
Poulet
Cafe Fernando'nun Tavuklu Sezar Salatasi tarifinde oyle guzel bir sekilde anlatmis ki, "Tavuk göğüslerini tuzlu ve şekerli suda yarım saat bekletiyorsunuz. Sonuç muazzam. Çok daha hızlı pişiyor ve iç kısımları asla kurumuyor." Gercekten de boyle.. Denedim ve oldu. Muazzam!!
Yorgun argin eve geliyorum, buyukce bir kaseye 1 litre su, 2 yemek kasigi toz seker ve 2 yemek kasigi tuz koyuyorum, bunlari azcik karistirarak suya yediriyorum. Yagli bolgelerini kestigim tavuk goguslerini (2 tane) bu suya koyup, buzdolabinda yarim saat bekletiyorum. O sirada dusa mi girersin, salata mi yaparsin, patlican mi kozlersin, senin bilecegin is. Ben salata yapiyorum cogunlukla bu arada. Tam yarim saat. Sonra tavuklari cikarip kagit havluyla iyice kuruluyorum, ustune pit pit biraz yag, birazcik tuz (cok degil, cunku sudaki tuzu da aldi tavukcuk) ve karabiber. Orta dereceye kizdirdigim tavada her tarafini 10 dakika pisiriyorum. Dogru duzgun bi kameram olmadigi icin foto cekip koyamiyorum ama Cafe Fernando-Cenk cekmis, check it seriously out. Deneyin gorun derim.
http://cafefernando.com/turkce/tavuklu-sezar-salatasi/
Wednesday, June 8, 2011
Pasta Press
Evet basladim duramiyorum :) Bu gordugunuz de mixerin ucuna takilan aparatlardan biri olan pasta press. Makarnayi 260-280 gram beyaz un, 2 adet 50-60 gramlık yumurta, 2 çay kaşığı tuzla yapiyorum stand mixer'in yogurma ucunu kullanarak. Sonra biraz dinlendiriyorum, dinlenince kendine geliyor, ekstra biraz daha un gerekebiliyor bazen, yumurtanin boyuna gore, ama yag kesinlikle kullanmiyorum. Hamur kendine geldikten sonra da makarna yapici ucu takiyorum, ve hangi cins makarna yapmak istedigimizi konusuyoruz Kevin'le..Taze makarna yaptiginizda daha kisa surede pistigini goreceksiniz, ve inanilmaz bir koku yayiliyor ortama, butun emeginize fazlasiyla degecek ;)
Stand Mixer
Food Processor'dan bahsedip de ablasindan bahsetmemek olmaz.. Evlilik hediyelerimizin icinde en cok beni sevindiren hediyeydi bu. Sanirim daha guclu olanlari da var ama bu bize fazlasiyla yetiyor. Her turlu kek, kurabiye, hamur olayini sikintisiz hallediyor. Ek olarak aldigim aparatlar da var, biri makarna yapma makinesi, sekil sekil makarna cikariyor mukemmel oluyorlar, digeri de kiyma makinesi. onunla da tavuk ve et kiymasi yapiliyor kolayca. Temizligi yine cok zahmetsiz, kullanmasi keyifli. Yemek yapmayi biraz seven insanlarin mutfaginda olmazsa olmaz diyebilecegim bir alet. Bizimki Kitchenaid, ve diger markalari kullanmadim o yuzden bu markayi oneririm ilgilenenlere.
Bunlar da aparatlari, ay kitchenaid valla komisyon versin bana anacim hem arkadaslarima anlatiyorum hem burdan yaziyorum, hem de asigim urunlerine :)
Tuesday, June 7, 2011
Yeni Oyuncagim
Uzun zamandir is guc gezmece sonra da saglik sorunlari vs derken unuttum gitti yazmayi. Gecen ay ultra super mutlulukla kendimize hediye aldigimiz Food Processor'dan bahsetmek istedim bugun. Klasik Turk insani olarak elime ufak da olsa bi para gectiginde harcamasam olmaz diyerek aldigimiz bu aletten inanilmaz memnunuz. Hemen kendisini stand mixerimin yanina koyduk, cok guzel durdular abla kardes. Ikisi de birbirinden guzel isler yapiyorlar. Iki hafta once bir aksam raki balik yapmak icin meze hazirliklari yaparken 4 cesit mezeyi yaklasik 20 dakikada bitirdim Food Processor sayesinde. Cok kolay yikaniyor, cok az ivir ziviri var icinde, en son herseyi bitirdikten sonra da bulasik makinesine atiyorsun bitti gitti.
Tuesday, April 12, 2011
Yine Sushi

Bu aralar cok fazla ister oldu canim mis gibi sushileri yemek, acaba Japonya'da yasanan deprem sonrasi ortaya cikan nukleer tehlike mi cezbediyor bilemedim. Ama altinci kolum cikincaya kadar devam edicem yemeye. Arastirirken bazi detaylar buldum, paylasayim. Eminim biliyorsunuzdur ama siparis verirken benim gibi neyin ne oldugunu bilmeyenler icin basitce gelsin.
Kani Maki-Yengeç, pirinç
Tamago Maki-Yumurta, pirinç
Avokado Maki-Avokado, pirinç
Tamago-Yumurta, pirinç
Unagi-Yılan balığı
Saba-Uskumru,pirinç
Shake Maki-Somon balığı, piriç
Uramaki-Somon balığı, tuna, pirinç
Ebiten Maki-Kızarmış karides, pirinç
Maguro Temaki-Tuna, pirinç ve nori
Ebi-Karides,pirinç
Shake-Somon balığı,pirinç
Maguro-Tuna,pirinç
Kappamaki-Salatalık,pirinç
Tekka Maki-Tuna,pirinç
Ikura-Somon balığı yumurtası
Kaliforniya Roll-Avokado,yengeç,uçan balık yumurtası,salatalık,pirinç
Sesame Roll-Avokado,karides,susam, pirinç
Gari-Zencefil
Shake Temaki-Somon balığı ve nori
Kani Avocado Temaki-Yengeç,yumurta,avokado ve nori
Nigiri-pirinç sirkeli pilav,çiğ balık
Monday, April 11, 2011
Alisveris Cilginligi
Cumartesi gunu guzel havayi, gunesi gorup evden disari attik kendimizi, kahvalti icin Bains des Paquis'ye gittik. Cok ucuz ve dandik kahvaltisi (cenevre standartlarina gore ucuz, ama dandiklik dunya standartlarinda) ve gol kenarinda olmanin verdigi huzurla sanirim bi 15 dakika homurdanmadan durabildim. Sonra Kevin'le birbirimize bakip, bizim bulasik makinesi almamiz lazim dedik. Apar topar kalkip Fust'e gittik. Ordan Media Markt'a ve Interdiscount'a da baktiktan sonra en cok Fust'teki bulasik makinesini begendigimizi farkettik. Oraya geri donduk.
Kevin'in gozune Amerikan boy bir buzdolabi carpti. Carpmasiyla beraber ortam aydinlandi isil isil oldu, magaza calisanlari grup halinde elele tutusarak "hayat bayram olsa" sarkisini soylemeye basladilar hep bir agizdan. O buzdolabi bizim olmaliydi.
Nitekim pahaliydi tabi. Onceliklerimiz arasinda da yoktu. Biraz dusunelim diyerek arabaya bindik. O an benim aklima ultra super ucuzcu Maxi Discount magazasi geldi. Oraya da bi ugrayalim dedik. Iyi ki gitmisiz, ciddi anlamda daha ucuza hem bulasik makinesini hem de buzdolabini aldik. Cocuklar gibi sendik..
Bugune kadar evde bulasik makinesi olmadigindan "bulasik cikmasin" diye cagiramadigimiz arkadaslarimizi toplamaya karar verdik. Hala o buzdolabini neden aldigimizi bilmiyoruz, fakat heralde yillar icerisinde hayat bize bu cumartesi gonderdigi isikli sarkili sinyalinin sebeplerini gosterecektir.
Friday, April 8, 2011
24 Dereceye isitilmis 8 Nisan
Bu aksam is cikisi drink yaparak yaza merhaba mi desek? Veya yaza merhaba falan demeyip, duyar da kacar cok nazli diye dusunup sadece guzel havanin tadini mi cikarsak. Ama is cikisi birseyler icmek sart..
Sabah ise gelirken gol kenarindan yuruyorum, burdaki velet kugular cok sevimliler. Sirf bu kugulari gormek icin bile Cenevre'ye bi ugranir yahu. Ugranmaz mi?
Wednesday, April 6, 2011
Cenevre'de sushi keyfi
Bu aralar neden bilinmez bir sushi askiyla yanip tutusmaktayim. Dun de Cenevre'de tanidigim kim varsa hepsini arayip hadi gidelim yiyelim dedim, kimse yuz vermedi. Amma ve lakin, yilmadim. Tek basima da olsa gittim. Veni vidi vici hesaaabi. Gittim oturdum yedim. Yine muhtesemdi, o sashimiler tazelikten agizda eriyen halleriyle hala gozumun onunde. Gitmek isteyenlere siddetle tavsiye ediyorum, Buddha'nin diger sehirlerdeki mekanlarina gitmedim fakat, eminim denemeye degerdir. http://www.littlebuddhageneva.com/
Thursday, March 31, 2011
Pembe Panter
Bundan yaklasik 25 sene evvel, dunyaya geldiginde pembe pantere benzeyecegini zannettigim bir varlikla tanistim. 9 ay fln bekledim annemle, ona cici bebe biskuvileri yediriyordum ki kardesimin karnina gitsin diye. Karninda ezilmesin diye annemin ayakkabilarini bagliyordum. Sonra bi gun annemle babam evden gittiler, geri donduklerinde pembe panter gelecekti. Babam soz vermisti. Baktiklari oyuncakcida mi yoktu yoksa hic sallamayip ayi alalim nolcak mi dediler bilemiyorum, ellerinde bi oyuncak ayiyla geldiler.Yikilmistim. Pembe panter beklerken bi tane ayi ve bi tane de aglayan sey gelmisti. Bu aglayan sey cok agirdi bi de.Aradan cok yillar gecti. Kevin bu hikayeyi bilmiyordu hic ama bana aldigi ilk oyuncak Pembe Panterdi. Hala da bilmiyor, belki Haziran’da gittigimizde anneme soylerim anlatir.. Hayat garip surprizlerle doluymus cidden. Esek kadar kizim bana niye hala oyuncak aliniyor o da ayri mevzu.
Wednesday, March 23, 2011
Tuesday, March 22, 2011
Smart Car
Bugun Kevincim arabayi tamire goturdu ve ona bir Smart vermisler, bugun kullansin diye, arabayi yarin almaya gittiginde geri verecek. Ben de tabii smart'lara atari muamelesi yaptigim icin, hadi gel beni gezdiiiiir diye delirdim. Simdi cocuklar gibi mutluyum!
Tuesday, March 15, 2011
St. Patrick's day
Iceriz biz bu aksam !
Hava yavas yavas isinmaya basladi. Canim arkadasim da dondu Istanbul'dan, bu aksam geleneksel bulusmamizi yapip keyifle sohbet etme aksami..
Monday, March 14, 2011
Low Carb!
Bendeniz yeni bir diyete basladim efenim gecen hafta carsamba gunu, bakalim bu azim ne kadar surecek. Hep diyorum, bir insan sigarayi biraktiysa, bu hayatta herseyi birakir. Su an birakmaya calistigim seyler ekmek, makarna, pirinc, bugday, nohut, mercimek.. Bunlarin icerisinde karbonhidrat cok varmis.. bunlari az yiyip, diger seylerden (misal et, yumurta gibi) cok yersek, vucut kaptan magara adami geliyor anaciiiim diyerek kendine geliyor ve canavarlasiyor. Ayni zamanda spor da yapabiliyorum, neticede beni memnun eden bir diyet haline geliyor kendisi.. Kolay degil, ama cok zor da degil. Ac degilim en azindan. Yine aklima takilan bir baska konu da sudur ki : biz neden carbOhydrate demiyoruz da karbONhidrat diyoruz acaba?
Friday, March 11, 2011
Zaz - Les passants
Tuesday, March 8, 2011
Monday, March 7, 2011
Honesty Bar
Check out yaptirdigimizda anladik ki oyle evimizde hissedebilecegimiz bir fiyat/konfor orani yokmus. Yolun karsisindaki bari tavsiye ediyorum.
Bi daha ayni otelde kalir miyim, kalirim; Honesty Bar'a gider miyim, gitmem.
Long weekend in Paris
Cuma aksami trene atlayip Paris'e gittim. Bu cumleyi 3 sene once duysam, vay be ne bohem hayatlar ne burjuva kisilikler derdim. Persembe gunu bir arkadasimla konusurken de, sen n'apiosun hafta sonu dedigimde, Rotterdam'dayim dedi, ikimiz de vayy bohemmm diye bogurduk tabi. Nitekim hakikaten yakin mesafeler oldugundan tren ve ucak ucuz olabiliyor.Thursday, March 3, 2011
Daha 29..29..29..

Muhtesem bir gun olmayacagi daha basindan belliydi tabi, Kevin'e dedim ki bir yerde yemek yiyelim. Hediye olayina da girmeyelim, yasayalim entellektuelmisiz gibi, cool olalim. Bunlari derken tabi icimizde hissetmemiz de gerekiyormus, ben o kismi atlamisim, ama K fena halde olayin akisina kendini kaptirmis. Ne akilli karim var diyordur icinden. Ne anlayisli. Bok anlayisliyim tabi ben. Neyse sadede gelmek istiyorum acilinden.
Yemegimizi yerken Kev surekli telefonuyla munasebet icerisindeydi, patronuna emailler atiyor, ondan gelenleri benimle paylasiyor, sagolsun cok paylasimci benim kocam. En sonunda el kol ve nanik hareketleriyle ilgiyi kendime cekmeyi basardim. Simdi farkediyorum aslinda icten ice de surpriz hediye bekliyorum. Bana desin ki “Karicim cok anlayislisin cool’sun ama seni dogum gununde hediyesiz birakacagimi mi sandin”. Bunu desin ama yine de bise almamis olsun.. Yani oyle de olmasin tabi de, almis olsun ama begenmeyeyim.. Neyse neticede birsey almamis. Olsun diyorum ben istemedim zaten. O esnada ben kendi kendime hediyem var mi yok mu - acaba hinzir nereye saklamis diye bakarken bi anda mekanin isiklarini kapadilar, hepppi bortdey melodisiyle iceriye garson elinde bir pastayla girdi!!
O an yuzumdeki gulumsemeyi bi smiley ile ifade etmeye kalksam ayni bu olurdu “:D” Ellerimi de cirpistiriyorum boyle o kadar mutluyum. Garson bana dogru yurudu, geldi, geldi, gecti, gitti arka masaya. Ordaki kiz da tabi ayni smiley suratla karsiladi pastasini, herkes alkisladi cok guzel.
Benim o anda yuzumdeki ifadeyi tarif edebilecek henuz bir smiley kesfedilmedi. Gozlerimin iki yanindan cizgi filmlerdeki gibi sular fiskiriyodu, bildigin hungurdeyerek agladim. Oyle boyle got olmamistim.
Bak iste yaklasiyor firtina
Eskiden bi ablaya sordugumda kac yasindasin diye, cevabi 29’sa sinsi sinsi gulup, icimden “Kesin 30 kusur yasinda ama 29 diyip kendini tatmin ediyo yazik” derdim. Hataliymisim, megerse hakikaten bir 29 varmis ve insanlar bu yasa ulasabiliyorlarmis kolaylikla. Hayatin 25‘ten sonra daha da hiz kazandigini duymus ve inanmamistim. Alinan kilolarin popoya yapistigini ve gitmediklerini de.. Ona da inanmamistim tabi.




