
Muhtesem bir gun olmayacagi daha basindan belliydi tabi, Kevin'e dedim ki bir yerde yemek yiyelim. Hediye olayina da girmeyelim, yasayalim entellektuelmisiz gibi, cool olalim. Bunlari derken tabi icimizde hissetmemiz de gerekiyormus, ben o kismi atlamisim, ama K fena halde olayin akisina kendini kaptirmis. Ne akilli karim var diyordur icinden. Ne anlayisli. Bok anlayisliyim tabi ben. Neyse sadede gelmek istiyorum acilinden.
Yemegimizi yerken Kev surekli telefonuyla munasebet icerisindeydi, patronuna emailler atiyor, ondan gelenleri benimle paylasiyor, sagolsun cok paylasimci benim kocam. En sonunda el kol ve nanik hareketleriyle ilgiyi kendime cekmeyi basardim. Simdi farkediyorum aslinda icten ice de surpriz hediye bekliyorum. Bana desin ki “Karicim cok anlayislisin cool’sun ama seni dogum gununde hediyesiz birakacagimi mi sandin”. Bunu desin ama yine de bise almamis olsun.. Yani oyle de olmasin tabi de, almis olsun ama begenmeyeyim.. Neyse neticede birsey almamis. Olsun diyorum ben istemedim zaten. O esnada ben kendi kendime hediyem var mi yok mu - acaba hinzir nereye saklamis diye bakarken bi anda mekanin isiklarini kapadilar, hepppi bortdey melodisiyle iceriye garson elinde bir pastayla girdi!!
O an yuzumdeki gulumsemeyi bi smiley ile ifade etmeye kalksam ayni bu olurdu “:D” Ellerimi de cirpistiriyorum boyle o kadar mutluyum. Garson bana dogru yurudu, geldi, geldi, gecti, gitti arka masaya. Ordaki kiz da tabi ayni smiley suratla karsiladi pastasini, herkes alkisladi cok guzel.
Benim o anda yuzumdeki ifadeyi tarif edebilecek henuz bir smiley kesfedilmedi. Gozlerimin iki yanindan cizgi filmlerdeki gibi sular fiskiriyodu, bildigin hungurdeyerek agladim. Oyle boyle got olmamistim.
No comments:
Post a Comment