Cuma aksami trene atlayip Paris'e gittim. Bu cumleyi 3 sene once duysam, vay be ne bohem hayatlar ne burjuva kisilikler derdim. Persembe gunu bir arkadasimla konusurken de, sen n'apiosun hafta sonu dedigimde, Rotterdam'dayim dedi, ikimiz de vayy bohemmm diye bogurduk tabi. Nitekim hakikaten yakin mesafeler oldugundan tren ve ucak ucuz olabiliyor.Kevincim daha onceden Paris'e gitmisti is icin, cuma aksami beni bekliyordu otel odasinda, ucarak gittim. Hemen klasik yemek seruveni basladi giyin suslen vs.. Cok guzel yemekler yedik..
Wine tasting kursu aldik Cumartesi gunu, tabii ki kurstan sarhos cikip sokaklarda kahkaha krizleri gecirdik.. Metroda kaybolduk akabinde ama yine de oteli bulabildik..
Donus yolu basladiginda bende de sinir mekanizmasi calismaya basladi tabii. Gelirken business class'ta gelen kocamin tabii ki donuste de business donecegini dusunememistim. Romantik romantik daglari dereleri seyrederek doneriz diye canlanmisti gozumde yolculugun donus kismi nedense. Once sakaya vurdum tabi, eke eke sen simdi oyle yayila yayila otururken ben 2nd class'ta elalemin yumurta kokulariyla gidicem eke eke diyerek. Ki Paris'e giderken bindigim tren ultra super konforluydu, valizler icin ayri yer bile vardi hemen kapinin girisinde. Yine oyle olacak diye dusundugum icin, ne farki var yahu ha business ha 2nd diyordum icten ice. Boylece sakaya vurmak da kolaylasiyordu. O da ya sana verirdim bu bileti ama ustunde benim ismim yaziyor, simdi kontrolde sana sorun cikartirlar diyerek sinsi sinsi mutlulugunun tadini cikariyordu.
Son dakikada trene yetisebilmek icin deli gibi kosarken, Kev ilk vagonun onunde beni optu hadi baaay diyerek trene bindi. Ben sekizinci vagondayim. 8! Hiz kazandim, cidden kosuyorum boyle elimde icinde pek bisey olmamasi firsat bilinip, ucuza alinmis saraplarla doldurulmus ve agirlastirilmis valizim. Son anda trene bindim, yerimi bulmaya calisiyorum gozlerimle, valizimi koyacak yer yok kapinin onunde! Baktim ki herkes kafasinin ustundeki bosluga tepistirmis valizlerini. Dusunuyorum, mumkun degil kaldirmam o agir seyi. Yerime kadar geldim, tren hareket etti bu esnada, montumu cikardim, cantami cikardim. Hafiflemeye calisiyorum ki haltere cok yatkin olan bunyem kendine gelsin, uyansin. Zaten boyum 1.50, mumkunati yok, istedigin kadar derin nefesler al, 27 sene hic spor yapmamis bir insanin kollarina sahipsen, cucuk
boyunla o valizi oraya koyman imkansiz. Yanima da
yaslica bir teyze koymuslar elinde kitabi beyaz sacli, tam kafasina valiz dusurmelik.
Aldim valizi, Naim Suleymanoglu mode on, kaldirdim, ama belli bi asamayi gecemiyor valiz, gogus hizasinda kaliyor tikanip. Derin bir nefes daha, vallahi de oluyor derken bu sefer de o araliga sokamadim valizi. Bi elim daha olsa orda hemen ittiriverse olacak derken elimden kaydi valiz. Korkmayin yasli teyzeyi oldurmedim. Oldurebilirdim gercekten ama sagolsun yan taraftaki cocuk gormus debelendigimi, ama terbiyesinden de soramamis, hani birak canim bi valizi de kaldiramayacak miyim derim diye heralde. O anda yardim ederek ucuncu elim oldu saolsun.
Bu yazdiklarimin hepsini kafamda hizlica ingilizceye cevirip telefonun messenger'indan Kevin'e attim ki orda vicdan azabindan kahrolsun cok uzulsun. Uzuldu gercekten de. Uzulsun, kolum kopmus orda.
No comments:
Post a Comment