Thursday, March 1, 2012

Iraz'in Annesinden Dereotlu Kek Tarifi

Malzemeler:

4 yumurta
2 bardak un (kocaman bardaklardan diil, klasik turk usulu normal su bardagi - ama annem diyo ki alabildigi kadar un –o goz karari yapiyomus- kulak memesi kivaminda olacak )
1 bardak zeytinyagi
2 sap taze sogan
1 demet dereotu
1 kalip beyaz peynir ( bu da turk kalibi diil ingiliz kalibi- blackberry den birazcik daha buyuk)
tuz biber ve azicik seker (seker hamur tutsun diye lazimmis)
kabartma tozu
1 minik kahve fincani sut

Sogan, dereotu ve peynir haric butun malzemeleri karistirip yoguruyosun
alabildigi kadar un iste asagi yukari 2 bardak dedi annem.
En son peyniri sogani ve dereotunu da kattiktan sonra,
yaglanmis dikdortgen kek kalibina koyup, 180 derece isitilmis firinda 45 dak filan pisiriyosun.
Ustu pembelesince cikariyosun.

Afiyet olsun :)

Tuesday, February 21, 2012

Felt Toys



Gecen sene merak saldigim bir olaydan bahsetmek istiyorum biraz. Keceden oyuncak yapmaca. Hediye olarak verebilecegim birseyler ararken gormustum orneklerini, birkac denemeden sonra basarili oldu diyebilirim. Genelde arkadaslarima hediye ettim cogunu. Asagiya birkac ornek koyayim diyorum. Bir suredir yapmadim yeni birsey ama ihtiyac aninda hizilca yapilabilir cok kolay. Internette dolasirken cilgin design'lar goruyorum. Millet tabi dikis makinalariyla dalmis olaya, ben elle yaptim yaptiklarimi.


Aylin icin yaptigim baykus



Bu da arkasi

Friday, February 10, 2012

30 is the new 20



Evet gelgelelim yine bir sene daha gecti ve ben artik esek kadar oldum. Yani daha tam olmadim da iste alem oyle biliyor. Nedense bu dogum gunlerini bi abartir oldum buyudukce. Eskiden unuturdum falan artik hic unutmuyorum, hatta unutanlara hatirlatiyorum, yine de israrla unuturlarsa dariliyorum. Millet buyudukce kutlamaz olur, bende bir abartma hakim. Neyse, sonucta 30 oluyoruz, onemli bi durum bu. Yani benim icin.
Bu sene dogum gunum icin bir atraksiyon plani oldu ama tesaduflerle ve biraz da zorlamalarla. Burcu o hafta Londrada olacak, Kevin is icin gitmek durumunda, Iraz zaten orda.. Bi sekilde herseyi ayarlayip dogum gunumu orda kutlamaya karar verdik...
Karar verdik bileti aldik ama tabi Nesrin durur mu, durmaz. Pasaportumu once bi degistireyim dedim. Chipli falan havali olur bordo bordo. Yeni bi pasaport kilifi almistim onu da takarim hesabi yaparak pasaporta basvurdum. Hemen bir haftada geldi. Ingiltere vizesine basvurdum hemen akabinde ve detayinda. Iki haftada vize cikar umuduyla tabi. Ben ne bileyim burda islerin bu kadar yavas yurudugunu.
Bugun itibariyle tam 6 gun sonrasi icin biletim var fakat pasaportum ve vizem halen yok. Nasil? Bence tam oldu. Olaya boyle bi extra heyecan gerekiyordu zaten. Neyse.. Insallah masallah vizem gelir bu ara diyerek planlarimi yapiyorum tabi..
En cok heyecanlandigim seylerden biri Jamie Oliver'in restoraninda oglen yemegi yiyecek olmak, diyorum Jamie'cigim ugrasa bi hal hatir sorsak hos bes etsek. Guzel olmaz mi. Olur.
Dogum gunumun gunduzunde "girls lunch out" kapsaminda Nozomi'ye gidiyoruz, aksam da guzel bi gastro-pub bulduk The Phene diye orda yemekli tinerli eglenceler. Ben zaten oglen tinere basliyim diyorum, ceke ceke aksami ederiz.
30 is the new 20 diyolar bakalim dogru mu yanlis mi goruciiz.
Of hadi vizeci yaa gonder vizemi delirtme adami.

Thursday, January 12, 2012

Mantarsiz Patlicanli Biberli Cherry Domatesli Rigatoni



Dun aksam yemegine et begendiremedigimiz arkadasimiz gelecegi icin makarna yapmak istedim. Ama hep ayni makarnayi yapiyorum anne gibi, kendimden bunaldim. Bi degisiklik olsun diye Burcu'cuumun tavsiyesiyle Cafe Fernando'nun makarna tarifini deneyeyim dedim. Birkac degisiklik var malzemelerde.. But a good song could be played by anyone, here's the original one :
http://cafefernando.com/turkce/domates-biber-patlican-ve-mantarli-makarna/

Biraz once tabak fotografima bakip gulduk, susleme yetenegim sifir. Suslemeyi unutuyorum hatta. Tabagi direk insanlarin onune koyuyorum, hadi bakim yiyin diyerek. 5 duyudan hic birine hitap etmeyen yemeklerim de oluyor o yuzden..

Gelelim malzemelere..

300 gram Rigatoni makarna
1 tane patlican
12 tane cherry domates
1 tane kirmizi bell pepper
3 dis sarimsak
5 corba kasigi zeytinyagi (3 kasik sebzelere, 2 kasik makarnaya)
1 cay kasigi tuz
Karabiber
50 gram Parmesan peyniri
1 kucuk sebze bulyon

Firin tepsisi ve yagli kagit

Kevin mantar yemedigi icin makarnanin icine koymayayim dedim, gel gelelim aksam eve gelip "ben oglen de makarna yedim, sulu kofte yapar misin" dedi. Neyse artik bi dahaki sefere mantarli da denerim.

Firini 180 derece'ye ayarladim. Izgara modu iyidir.
Once patlicani alaca denilen sekilde serit serit soydum. Boylamasina ikiye kestim, sonra bir daha ikiye yine boylamasina. Sonra da kup seklinde dogradim aldim kenara.

Cherry domateslerin kafalarini kesip ayirip ikiye boldum aldim onu da kenara. Cenk tarifi anlatirken domateslerin kabuklarindan rahatsiz oldugunu soylemis. Boyle pisirince daha rahat alinabiliyor kabuklar. Kafasiz domatesler!!



Neyse. Sonra kirmizi bell pepper'i aldim onu da yine domatesler ve patlicanlarla esit buyuklukte olacak sekilde dogradim gelisi guzel. Butun dogradigim sebzeleri buyukce bi kaba aldim.

Kucuk bi kasede 3 dis sarimsagi ezdim guzelce, su pure yapan aletler var ya sarimsak sikacagi diyorlar zannedersem. Onu kullaniyorum cok memnunum. Uzerine 1 cay kasigi tuzu koydum, catalla biraz daha uzerlerine gittim, daha guzel ezildiler pure gibi oldular iyice. 3 corba kasigi zeytinyagini ve taze cekilmis karabiberi de ekledim karistirdim.
Bu karisimi sebzelerin uzerine dokup her sebzeye esit bi sekilde dagitmaya calistim, karistirdim iste yani.



Ondan sonraciima bu mis gibi sarimsak kokan sebzeleri, yagli kagit serdigim firin tepsisinin icine doktum, tek katman halinde. Her sebzenin firin tepsisine degmesi lazim ki mis gibi pissin. Tepsiyi firina koydum. Yarim saat sonra pismis oluyorlar.
O sirada buyukce bir tencerenin icine bol bol su koydum. Altini da harli actim.

Cenk'in de dedigi gibi, banyoya girdim ciktim sacima fon cektim vs hazirlandim yani. Sonra mutfaga dogru bi gittim ki mutfak sarimsak tarlasi gibi kokuyor.

Tenceredeki kaynamakta olan suyun icine bi tane sebze bulyon attim, hafifce karistirdim. Bu bulyon bence makarnanin kendisine de lezzet veriyor. Tuz atmak yerine bulyon atmayi tavsiye edebilirim. Sakin yag filan atmayin suyuna, cok sacma bi hareket oluyor. Makarnalari attim pisirdim, suzerken "suzme suyu"nu lavaboya dokmedim kenara ayirdim ufak bi olcu kabinda. Bu su siz ilk tabaginizi yerken bekleyen makarnayi tekrar canlandirmaya yariyor. Ikinci tabagi isteyenler de tekrar ayni tadi bulabilsinler istiyorum.

Makarnayi suzdukten ve yeniden tencereye aldiktan sonra firindan cikan muhtesem parfumlu sebzeleri ve kalan 2 corba kasigi zeytinyagini da ekleyip guzelce karistirdim. Uzerine birazcik "suzme suyu" ekleyerek pisst kendine gel makarna dedim. Servis ettim en yukarida goruldugu uzre ozensiiiiiz bi sekilde. Biraz da uzerine parmesan peyniri, herkes ne kadar isterse, keyfe keder.
Valla netice gayet olumlu, Ali bayildi, hapir hupur yedi, ikinci tabagi da istedi. Di mi Ali?

Afiyetler olsun efenim.

Nantes, Beirut

Sunday, January 8, 2012

Les Houches snowshoeing

Muhtesem bi gundu, cok yorulduk, bacaklar tutmuyor ama degdi..
Kartpostal gibi bir manzara, hafif sis vardi, agaclar siir gibiydi. Yine yapmak lazim :)